Yaklaşık olarak 300 yıl süren Kafkas-rus savaşının bittiği ve büyük Çerkes sürgünün başlangıcı olarak kabul edilen 21 MAYIS 1864 insanlık tarihine kara bir leke olarak yazılmıştır….

 

Ruslar devletleştikleri günden sonra sıcak denizlere ve güneye inme isteğiyle yıllarca bitmek tükenmek bilmeyen bir hırs ve açgözlülükle Kafkasya’ya saldırmışlar, yıllarca süren ve milyonlarca asker ile bir o kadar Kafkasyalının kanını dökerek ve vatan toprağını çiğneyerek sonunda zalimce emellerine ulaşıp Kuzey Kafkasya ele geçirmişlerdir….Rusların anavatanımız Kafkasya’yı ele geçirmesi biz Kafkasya halkları için adeta sonun başlangıcı olmuştur…Sıra yüzlerce yıl kendilerine direnen, asker, silah ve para kaybettiren ve de sıcak denizlere inerek daha da büyük bir imparatorluk olmalarına engel oldukları için Çerkesler i cezalandırmaya gelmişti…Kuzey Kafkasya’nın yenilmez ve mağrur halkı Çerkesler bitmez tükenmez insan ve silah gücüne sahip Ruslara en sonun da yenilmişlerdi…

 

Evet ceza kesilmişti; Çerkessiz Kuzey Kafkasya yada mümkün olandan daha az sayıda onlar için baş belası olan Çerkeslerin az olduğu bir ülke. Teklif şöyle oldu: Ya Kuban düzlük ve bataklıklarına ya da gösterdikleri yerlere yerleşecektik…sonuç mu? Sonrasında binlerce insanımızın öleceği bataklık,bozkır ve düzlüklere zorla indirilenler ve buralara alışamayıp kırılanlar…direnenleri ise limanlara sürüp gemilere üst üste bindirerek oradan bilinmeyen yerlere SÜRGÜN…..

 

Çar II. ALEXANDRE’nin Kont Yerdokümov’a kutlama mesajında : “Üç yıl içerisinde Batı Kafkasya’ya boyun eğdirilerek uyuşmaz yerli halkları temizleyip çıkardınız. Uzun yıllar süren kanlı savaşın zararlarını kısa sürede bu verimli topraklardan çıkartabiliriz...

 

KAFKASYA ORDULARI KURMAY BAŞKANI MİLYUTİN: “Dağlıları, zorla ve bizim istediğimiz yerlere göndermeliyiz. Gerekiyorsa Don yöresine sürmeliyiz. Bizim esas gayemiz Kafkas dağlarının eteklerindeki bölgelere Rusları yerleştirmektir. Ancak bunu şimdiden dağlılara hissettirmeyelim...”

 

Muhaliflerden N.N. RAYEVSKİ: “Bizim Kafkasya’da yaptıklarımız, İspanyolların Amerika topraklarında yürüttükleri savaşların olumsuzluklarının aynısıydı. Dilerimki, Yüce Tanrı Rus tarihinde kan izlerini bırakmasın...”

 

Evet böyle diyorlardı zamanının çarı, prensi, komutanı ve vicdanı olan bir insanı….

 

Sürgün sırası ve sonrası neler mi oldu? Neler mi yaşandı?  Sürgüne ve zorunlu göçe tabi tutulan yaklaşık 1.5 milyon Kafkasyalı istif şeklinde bindirildikleri gemilerde öldüler Karadenize atıldılar…(Çerkesler, sürgünden sonra denize atılan kardeşlerini ve çocuklarını yediklerini düşündükleri balığı pek yemezlerdi ve bu nedenden dolayı hatta şimdi bile ihtiyarların birçoğu hala balık yememektedir) Sürgün sonrası mı?  Milyonlarca Çerkesin yaşadığı Kafkasya boşaldı…Anavatanlarından ayrılıp öksüz ve yetim kalan evlatları bilmedikleri topraklarda, çöllere, dünyanın bilmem kaç ülkesine savruldular, oralarda da yaşamaya ve ölmeye devam ettiler…

 

Fransız Gazeteci A. FONVİLL: “Gemicilerin gözü doymuyordu. 50-60 kişilik gemiye 200-300 kişi alıyorlardı. Biraz su ve ekmekle yola çıkmışlardı. 5-6 günü aşınca bunlar tükeniyor ve açlıktan salgın hastalıklara yakalanıyorlar, yolda ölüyorlar ve onlar da denize atılıyorlardı. 600 kişiyle çıkan gemiden ancak 370 kişi sağ çıkabilmişti.”

 

Evlatlarından ayrı düşen anavatanları-Xeuk-xekuj(kheuk-khekuj) ise kalan birkaç evladını bağrına basıp, cennet köşelerine hayvan sürüleri gibi saldırarak işgal eden ve yerleşen düşmanlarının eline kaldı….

 

İng.Elçi LORD NAPİYER:Çerkeslerden boşaltılan yerlere derhal Slavlar veya başka Hıristiyanlar yerleştiriliyorlar.”

 

İng. Konsolos GİFFORD PALGRAVE: “17 Nisan 1867 günü tüm Abhazya’yı dolaştım. Rus olmamaktan başka bir suçu olmayan Abhaz halkının böylesine yok edildiğine ve ülkenin tahrip edildiğine tanık olmak çok acı verici...”

 

Ve Anavatanından çok uzaklarda onun çocukları olan bizler; Bugün o acı günün yıldönümünde, atalarımızın yaşadıkları savaş ve sürgün acılarını yüreğimizde duyarak, savaşlarda, sürgünlerde ve dünyanın her yerinde ölen insanlarımıza yüce Allah’tan rahmet diliyor, Anavatanımızda yaşayan ve ondan ayrı kalan insanlarımıza da selam ve sevgilerimizi göndererek…

 

Yaşasın Bağımsız ve Birleşik Kafkasya!...Wupsow Adiğehar!….diyoruz…Saygılarımla….

Hakuj’ukoe